2017/06/27



BAYRAM PASTASI

HOLIDAY CAKE

🎂🎂🎂







Pasta yapamıyorum. Bileğimdeki arızadan şeker hamurunu yoğurmak mümkün değil.
Ama pastayı nakışla yapabilirim.

Yenmese de olur, zaten kilo yapıyor ☺



Bu pastayı nasıl yaptığıma gelince.. 


Uzun süredir pinterest te pasta illüstrasyonları topluyorum. 




bu da illustrasyon panomun adresi..  pastalarla ilgili harika görseller topladım.
Sizler de seç, beğen, nakış yapabilirsiniz.

Bu kadar çok görsel tarayınca,  aşağı yukarı bir fikir oluştu.  3 katlı bir pasta çizimi yaptım.


Yapışkanlı tela üzerine çizip, şekli kenarlarından kestim..











Projeyi çalışmak için açık pembe bir kumaş seçtim.
Bu kumaşı sevdiğim bir dükkan olan Parıltı'dan aldım. Kadıköy Altıyol'daki.
Nakışseverler iyi bilir. Nispeten ucuz kumaşlar bulmak mümkün..
Ama en ucuz kumaş ve malzemeler Adapazarı ŞIK Düğmede. Uzaakkk..
Neyse bu ayrı bir konu...

Kumaşı çerçeve boyutunda kestim.



3 adet elipsi üst üste oturttum.






Yapışkanlı telayı  pastanın çizimine göre çizip,  yarım cm pay bıraktım ve beyaz kumaşı kestim. 
Pastanın kumaşını özellikle beyaz seçtim. Beyaz her zaman çok daha iyi kontrast yaratıyor.

Kenarlarda bıraktığım yarım cm lik pay ise  içe kıvırıp dikmek için..  

İnce dokulu bir kumaş seçerseniz, daha yumuşak ve rahat bir kıvırma olacak.  Benim kumaşım biraz sert kaldı ve zorladı.








Pastanın kumaşını gizli dikişle sabitledim..









En alta yıllar önce annemin verdiği çok özel bir danteli yerleştirdim. 

Katların arasına ise su taşı şeklinde mini çiçekleri geçirdim.

Kumaşı kasnağa geçirdim.








İnce bir sıra danteli dilimli kenarlarından kesip, katların arasına diktim. 



En sağdan ilmekli rokoko ile gül işledim.








Yavaş yavaş diğer çiçekleri brezilya nakışı teknikleri işledim. 

Rokoko gül, kır çiçeği, ortanca ...







Elde kalmış bir kaç adet boyutlu nakış yaprakları da bir yerlere iliştirdim.









En tepeye kocaman bir karanfil işledim.   İki yanına ise ortancalar.. 












En sağ ve sol köşedeki boşluklara ise birer minik gğl ve ortanca yerleştirdim.
















Son durumu yukarıdaki gibi oldu..

Aslında renklerle biraz oynamak daha güzel olacaktı. Dantelin ve su taşı şeklindeki çiçeklerin birazcık pembe tonlarında olması çok daha etkileyici bir görsel sağlayacaktı. Beyaz, beyazın üzerinde göstermediği için çok sade oldu.. Bazen renk, kumaş ve tonları bir araya getirmekte çok zorlanıyorum. 

En kıskandığım şey ise renkleri mükemmel kullananlar..

İnanıyorum ben de bir gün yapabileceğim...

Nakışlı pasta keyfi burada sona erdi.


Yeni projede görüşmek üzere...


&&&




2017/06/16



GÜZEL BİR GÜN....
💜💜💜


 A  very nice day...









Bu güzel bir gün...
Çok güzel bir gün...

Sade ve küçük bir köy evi....tavukları, horozlarıyla...
Göğe uzanan dalları ve rengarenk çiçekleriyle.. 

Sade, safve samim.. 
 Şu an gerçekteyim.. bir zaman sonra bu hayalin içinde...

Bu güzel bir gün...
Çok güzel bir gün..


 CAN BABA'NIN MÜTHİŞ ŞİİRİ VE YENİ TÜRKÜ'NÜN ŞARKISI EŞLİĞİNDE...

Yapraktı

Başka türlü bir şey benim istediğim: 

Ne ağaca benzer, ne de buluta. 
Burası gibi değil gideceğim memleket 
Denizi ayrı deniz, 
Havası ayrı hava.. 

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere 
Yaşadığından uzun 

Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere 
Ağacın yüksekliğince 
Dalın yüksekliğince rüzgarda 
ve bir yeni ömür 
Vardığın çimen yeşilliğince 

Nerde gördüklerim? 
Nerde o beklediğim 
Rengi başka 
Tadı başka..

Şiiri YENİ TÜRKÜ'den
dinlemek için bas gitsin..

Push it to listen.. 






Nasıl yaptım;


an illustration of sarah summer...



Tanımadığım ve bilmediğim bir sanatçının çizimi bu aslında.. Adı Sarah Summer..  Çok bi dokundu kalbime.. Bu çizime karar verdim..



Tabi çizimler nakışa ne kadar elveriyor, ona karar vermem gerekiyordu. Genelde illustrasyon ya da resimdeki ana temayı, ana hatlarıyla kopyalamaya çalışıyorum. 








Bu resimde öne çıkan çiçekleri 3 boyutlu işlemek önemliydi..

Çiçeklere geçmeden önce yüzeye yapılacak tüm işlemeleri bitirdim. 

Önce evleri sonra ağaç dalları ve yapraklarını en son ise  bahçe duvarlarını işledim.
Çitleri ise en ince takı teli ile yaptım. Takı teline ince bir sıra dmc muline sardım.. Telin baş kısımlarından ise uhu ile yapıştırdım.

Sonra istediğim uzunluklarda kesip yüzey kumaşına ilmeklerle tutturdum.  Dik tellere ise çapraz ilmekler atınca hepsi sabitlenmiş oldu.


















Tavukları ise saten dikişi ile (iplik boyama) tamamladım.

Dikişler uzun ve kısa atmalar şeklinde işlendi.. 

Tabi bu arada sıkıldıkça bol bol 3 boyutlu çiçeklere de zaman ayırdım.

Hep aynı figür ya da desene monoton bir şekilde çalışmak beni bunaltıyor..Bir kısa mola verip, başka bir çiçek ya da tekniğe geçiş yapıyorum. Böylece, ara ara yeni küçük heyecanlar yaratmış oluyorum..😊





   




işte dokuma yapraklarım...  pembe ebruli anchor muline ipliklerle çalıştım. küçük bir daire etrafında hareket eder gibi her bir dokuma yaprağı peşpeşe dizerek işledim. 







burada ise hem dokuma yaprakları, boyutlu çiçekleri ve ilmekli rokoko gülleri bir araya topladım.

rokoko güllerin orta noktalarına ise mor boncuklar dikerek göbekler oluşturdum.








bahçe duvarlarını yaparken kayrak taşı görüntüsü vermek için farklı tonlarda toprak renkleriyle işledim.. masalsı ve çocuksu görüntü oluşması içinse koyu kahve iplikle kontürler diktim..









Duvarları işlemenin en zevkli kısmı ise kapıya çalıştığım teller oldu.. Aslında ahşap görünümlü tahtalar çalışacaktım ama tellerimi çok sevdim.. Duvarın üstüne çıkmış çılgın tavuğu ise biraz şişko şişko işledim.. En sevdiğim hayvanlardan tavuklar.. sorumsuz, özgür, çılgın, soğuk ve de ilgisiz tavırlarına bayılıyorum.. İleri geri gidip duran kafaları, çıkardıkları ninni gibi seslerini seviyorum..




En çok da havaya kalkık popolarını seviyorum..   Gidip, popolarını ısırmak istiyorum. aslında buraya poposu görünen bir tavuk işlemek istedim ama yer yoktu.. eve yakın işlemek de çok detaylı çalışılamayacağı için çok bir şey katmayacaktı..  Belki başka bir projede sadece tavuklar işleyebilirim.















 3 boyutlu yapraklara gelince; hepsini öncelikle ayrı bir mini kasnakta işledim. aşağıdaki gibi..



telle şekilleri oluşturup, hepsini uzun kısa atmalarla doldurdum. 

sonra kumaştan ayırmak için kestim..




Kestikten sonra kenarlarını temizledim.  Kumaş kırıntısı bırakmadım.

Teller çiçeklere rahatlıkla şekil vermemizi sağlıyor..

Aşağıdaki ise  biraz daha büyük halleri...


















































































Projemiz bitti.. 


Köy evi gezintimiz de sona erdi.. 

Şimdilik hoşçakalın...

&&&







2017/02/04

FAİLATÜN FAİLÜN

                 

FAİLATÜN, FAİLÜN



Renklerin ve çiçeklerin dans ettiği yelkenli, hat yazıdan, altın nakışına...







Sağda solda gözüme çarpan hat yazılar yavaş yavaş yeni bir proje fikri oluşturmaya başlamıştı..

Bugüne kadar hat yazı temalı altın nakışları sadece, metal iplik, altın sırma ve çöp işinden ibaretti..

Daha değişik bir proje yapmak gerekirdi.. Dival örneklerinden kaçıp, renklerin, çiçeklerin dans ettiği bir hayal zihnimde..

 Zarif, kadınsı, biraz aşık, biraz pembe, biraz mor, biraz uçuş uçuş, biraz  altın, biraz yuvarlak,  
Biraz hayal, biraz gerçek..











İplikler madeira rayon.. Yani çamaşır ipeği..

Altın metal turtıllar malum, imitasyon japon ipliği..

İki yıl önce Kanada'dan internetten getirtmiştim..

Boncuklar ise Almanya'dan , arkadaşım Şenay getirdi..
pembeler, lilalar, morlar...
Tüm yaz boncuk taşıdı...
Ben bitirdim, o gene getirdi...
Rengarenk reyonların fotoğraflarını whatsapp dan gönderince.. aklımı kaçırıyor gibi hissetmiştim..
reyonlar sanki çiçek açmiştı... Renk renk.. 


Önce çizdim..








Pinterest esinlemek için harika bir platform... 
aşağıdaki çizimi gördüğümde, vuruldum, benim gemi ve yelkenli  serilerime renk katacaktı..

Araştırdım ancak bu çizimin sahibini bulamadım. Hat sanatı ile ilgili bir sitede var.. Ama kime ait bulmak mümkün olmadı..









Benim bu yelkenliyi çiçek ve renklerle doldurmam gerekiyordu..

Eskizi çizdim. ve birden içimden geldiği gibi sıraladım çiçek ve dalları..


















Aslında kafamda mavi ve tonlarının hakim olduğu bir resim vardı.. Ama çoğu zaman bir projeye başladıktan sonra, niyet ettiklerimle, uyguladıklarım, dikiş ve tekniklerim ilk fikirlerimden ayrılıyor ve ortaya bambaşka bir şey çıkıyor.



Ama hep böyle oluyor.. Hiç orijinal fikirlerime ve hayallerime sadık kalamıyorum.. 



İlk karar en doğru karar ama benim kararlar değişiyor sürekli..
Tabi sonuç olarak ortaya çıkan hiçbir şeyi beğenmemeye de devam ediyorum. Belki de ilk kararıma sadık kalmadığımdan, belki yolda giderken rota değiştirmemden. Belki de bazen üşenip, deneme ve  yanılmalardan sakınmalarımdan.. Belki de sevmesem de, o an yaptığımı sevmeye çalışmamdan.. Belki, belki,, belkiler çok.. 
Bıraktım bu durumla savaşmayı.. 










Aylardır bir çekmecede bekleyen gergefi nihayet kullanma şansım oldu.. 
Bunları kasnak demek istemiyorum nedense.. Kasnak da deniyor. Ama kumaşı mükemmel gerdikleri için gergef demeyi hakediyorlar..










Bu aslında masaya da tutturulabilen bir gergef.. Ama çok da kullanışlı değil..
Makara şeklindeki bu kilitler ne yazık ki, gergefi havada tutmuyor ve çöküyor. dolayısıyla sürekli sıkıştırarak yaşadım.




















Deseni kumaşa anahatlarıyla aktardım..

Metal tırtıl ve ipliklerle biraz planlama yaptım.



















Gergefin masada duruşunu merak ediyorsanız..





Ne yazık ki şikayet ettiğim gibi.. gergef istediğin noktada durmuyor.
Bu da beni daha komik  çözümler bulmaya itti.. Nasıl mı? 


KOMİK AMA GERÇEK ..






Baktım, olmayacak...

2 adet trestles alıverdim İkea'dan. 
Artık ellerim boşta çalışabiliyorum.

Gergefi koydum iki ayagın üztüne. Ortası boş.. istediğim kadar arayı açıp, kapatabiliyorum. gergefi, istediğim yöne çevirebiliyorum..


İnternette yaklaşık 500- 1.000 usdollar a satılan bu nakış çalışma masalarına alternatif geliştirmiş oldum...  üstelik sadece 250 tl ye.. 

Üzerine koyduğum lup da, tüm görme sorunumu çözdü...
Arada biraz bulantı yapabiliyor ama.. çok da sorun değil...
Zaten gözlerim olabilecek en feci düzeyde. artık çok da önemi yok.. yakın görme meselesinin...













Aklıma ne gelirse işledim.

Ne istediyse canım hepsini yaptım..

Her türlü ipliği malzemeyi birbiriyle eşleştirdim ve yakışan hepsini biraraya getirdim..

Taktım, takıştırdım kumaşa..









Yeşillerin her tonu , pembelerin her tonu,, boncukların en küçükleri..
hepsi burada bir arada..
Bazı yapraklar yeşil bazıları altın, hiç bir kuralı yok..
Kural istemiyorum. bıktım kurallardan, sıkıldım yapılması gerekenlerden..
ben kuralsızca, sıkılmadan canım ne isterse onu yapmak istiyorum..










Sıçrayan su dalgalarını  morun tonlarıyla, tohum işi olarak çalıştım.. 
Açıktan koyuya punch işi gibi dursun istedim aslında. Çok hoşuma gitti bu sıçrayan sular..









































Her şey iyi hoş da, bu metal iplik ve tırtılların maliyeti gittikçe artmaya başladı. Döviz hareketleri benim hobi maliyetlerimi arttırıyor.

Bu duruma hem üzülmeye hem de sinirlenmeye başlamış bulunuyorum...




Adı neden Failatün Failün bilmiyorum.. Öyle geldi içimden.. Eski edebi aruz vezinleri ismi oluverdi..


Bitti... 


&&&



back to top